Müzik, binlerce yıllar insan toplumunun bir parçası olmasına rağmen, erken tarihi hakkında pek fazla şey bilinmemektedir.  Aslına bakılırsa bilinmekte olan yazı ve resimler müzik aletlerinin kullanımının kaydedildiği bazı eski uygarlıklar zamanına kadar uzanmıyor. Bazı müziklerin doğaçlama olabileceği ve müziğin her türlü teknik yönünün sözlü gelenekler yoluyla aktarılmakta olduğu, deneyimli müzisyenlerin becerilerini öğrencilere örnek olarak aktaracağı varsayımlar arasındadır. Bu açıdan müzik tekniklerinin öğrenilmesi diğer becerilerden farklı değildir.

Bu dönemin sonraki yüzyıllarında, zamanın katolik manastırlarında resmi müzik gelenekleri kuluçkaya yatırılıyordu ve klşise, müziğin sonraki gelişiminde önemli rol oynamaktaydı. Dini metinlerin, refakatsiz söylenişine ilişkin resmi bir yaklaşım geliştirildi, adını 6.yüzyıl papa 1.Gregory’den alan Gregoryen İlahisi şeklinde şarkı veya “plainsong” denilen genellikle tek bir notanın etrafında ortalanmış ve her iki tarafında da birkaç nota yer alıyordu. Bu dönemin müziklerinden biri Seikilos Epitaph’ı olarak bilinir ve aslında bir Yunanlının vefat eden karısına yönelik bir aşk şarkısıdır.